19 10 2007

GIDA KATKI MADDELERİ

Çocuklarınızın yedikleri alerji yapar mı?
Son yıllarda yapılan araştırmalar, katkı maddelerinin küçük çocuklardaki hiperaktivite ve dikkat eksikliği gibi psikolojik bozukluklarda da rolü olabileceğini ortaya koydu.

Yiyeceklerimize, içeceklerimize renk, koku, tat vermek ve onların uzun süre bozulmalarını önlemek için kullanılan binlerce katkı maddesi var. İlaçlarda ve kozmetik ürünlerde de yaygın olarak kullanılan bu katkı maddelerinin, duyarlı kişilerde başta allerjiler olmak üzere, astım, migren tipi baş ağrıları, karaciğer büyümesi, kanser, depresyon ve çeşitli ruhsal bozukluklar… gibi pek çok hastalığa, neden olabilecekleri ileri sürülmüştü.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, katkı maddelerinin küçük çocuklardaki hiperaktivite ve dikkat eksikliği gibi psikolojik bozukluklarda da rolü olabileceğini ortaya koydu. Aslında, ilk kez 30 yıl önce çeşitli yiyeceklerin ve katkı maddelerinin çocuk psikolojisini etkileyebileceği ileri sürülmüş ve o zamandan beri yapılan bir çok araştırmada çelişkili sonuçlara ulaşılmıştı.

EN SON ARAŞTIRMA
Bu araştırmaların en yenisi, geçtiğimiz günlerde İngiltere’de Southampton kentinde 3 yaşındaki çocuklar üzerinde tamamlandı ve sonuçları tüm dünyada dikkatleri tekrar katkı maddelerinin üzerine çekti.

Araştırma kapsamına alınan 277 çocuğun, 75’inde hiperaktivite, 79’unda allerji ve 36’sında hiperaktivite ve allerji birlikte bulunurken, 87 çocukta ise ne allerji ne de hiperaktivite vardı.

Araştırma, çeşitli cips, şekerlemeler ve gazozlarda çok sık kullanılan tartrazin(E102), karmen kırmızısı(E122), günbatımı sarısı(E110) ve ponceau 4R(E124) gibi renk verici maddelerin ve koruyucu bir madde olan sodyum benzoatın (E211) çocukların davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için düzenlenmişti.

Araştırmada, çocukların diyetinden yapay renklendiriciler ve sodyum benzoat çıkarıldığında, çocuklardaki davranış bozukluklarının düzeldiği, bu maddeleri içeren içeceklerin verilmesiyle davranış bozukluklarının tekrar ortaya çıktığı belirlendi.

Elbette, tek bir araştırmanın sonuçlarına dayanarak bu tür katkı maddelerinin yasaklanması söz konusu değildir. Çünkü, Avrupa Birliği, katkı maddeleri için çok sıkı denetimler uygulamaktadır. Bu ülkelerde, yiyecek ve içeceklerde, E-sayıları ile tanımlanan katkı maddelerinin kullanılmasına izin verilmiştir. Ancak, yine de, özellikle allerji ya da hiperaktivite sorunları olan çocukların katkı maddesi içeren ürünlerden uzak tutulmaları daha doğrudur.

KATKI MADDELERİ VE NEDEN OLDUKLARI RAHATSIZLIKLAR
En çok kullanılan katkı maddeleri ve bunların neden oldukları hastalıkların başlıcaları şunlardır:

Aspartam
Şeker yerine tatlandırıcı olarak pek çok yiyecek ve içecekte bulunan bir maddedir. Aspartam, %40 aspartik asit, %50 fenilalanin ve %10 metanol karışımından oluşur.

Aspartam yan etkileri bakımından en çok suçlanan katkı maddesidir. Bunlar, kaşıntı, döküntü, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, uyuşukluk, kas spazmları, yorgunluk, depresyon, solunum güçlüğü, çarpıntı ve çeşitli allerjik reaksiyonlardır. Benzoik Asit
Özellikle işlenmiş yiyeceklerde bulunan bir katkı maddesidir. Çikolata, çeşitli meyve suları, şekerlemeler, dondurma, kremalar ve jiklette bulunur.

Benzoik asit, astım, deri döküntüleri… gibi çeşitli allerjik raksiyonlara neden olur. Aspirin allerjisi olan kişilerin daha dikkatli olmaları gerekir. BHA ve BHT
Sıvı ve katı yağların ve içinde yağ bulunan yiyeceklerin kokuşmalarını önlemek için kullanılan antioksidan maddelerdir.

Bu maddelerin, karaciğer büyümesi, deri döküntüleri yapabildikleri gibi kanser riskini artırabilecekleri de ileri sürülmüştür. Karmen kırmızısı
Bir çok yiyecek, içecek, ilaç ve kozmetiğe pembe, kırmızı, mor renk vermek için yüzlerce yıldan beri kullanılan bir maddedir. Karmen kırmızısı, sentetik bir boya olmayıp bir böcekten elde edildiği için doğal bir katkı maddesi olarak kabul edilir.

Karmen kırmızısı, derideki basit döküntü ve kaşıntılardan, ölüme kadar gidebilen anaflaktik şoka neden olduğu bilinen bir maddedir.

Glutamat
Uzak-Doğu mutfağında çok kullanılan, kendine özgü tadı olan bir çeşit baharattır. Glutamat, doğal olarak az miktarda et, balık, domates ve bazı sebzelerde bulunabilir. Glutamata bağlı reaksiyonlar Çin Lokantası Sendromu ismiyle bilinir.

Glutamat aç karına çok miktarda ya da sıvı şeklinde alındığında baş ağrısı, boynun arka tarafında, önkolda ve göğüste yanma hissi, kol ve bacaklarda, yüzde veya başta sızlama ve karıncalanma, göğüs ağrısı veya göğüste sıkışma hissi, çarpıntı, bulantı, ishal, terleme…gibi şikayetlere neden olur. Sinir sisteminin aşırı uyarımına bağlı olarak allerjik reaksiyonlar görülebilir ve hatta Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırır.

Nitrat ve nitritler
Nitrat ve nitritler, botulizmi önledikleri gibi ve kırmızı et, kümes hayvanları ve balık eti ile sosis, salam, pastırma… gibi işlenmiş etlerin renk ve tadını artırıcı özellikleri de vardır. Bunlar, baş ağrısı ve deri döküntülerine yol açarlar.

Parabenler
Parabenler, yiyecek, ilaç ve kozmetiklerde küflenmeyi önlemek için çok yaygın olarak kullanılan koruyucu katkı maddeleridir. Mayonez, salça, keççap, salata sosları, hardal, jöle, reçel, alkolsüz içecekler, şekerlemeler… başlıca kullanıldıkları yiyeceklerdir. Ayrıca, çeşitli dermatolojik kremlerde, göz, kulak, burun damlalarında, fitillerde, bandajlarda da bulunurlar.

Parabenler, deride kızarma, kaşıntı şişme gibi reaksiyonlara ve duyarlı kişilerde anaflaktik şoka neden olabilirler.

Sülfitler
Besinlerin bozulmasını önlemek ve daha uzun süre taze kalmalarını sağlamak için kullanılan koruyucu katkı maddeleridir. Toplumun %1’inde sülfit allerjisi vardır.

Astım krizleri, kusma, ishal, karın ağrıları… gibi allerjik reaksiyonalara neden olurlar. Şarap içilmesine bağlı baş ağrılarının nedeni de sülfitlerdir.

Tartrazin
Yiyecek ve içeceklere sarı renk vermek için yararlanılan bir katkı maddesidir. Alkolsüz içecekler, dondurma, şekerlemeler, pudding, spagetti… başlıca bulunduğu besinlerdir. Deri döküntüleri ve astım krizlerine yol açarlar. Aspirin allerjisi olanlarda astım krizleri çok ağır ve tedaviye dirençlidir.
Kaynak: Prof. Dr. A.Rasim Küçükusta

http://www.saglikvakfi.org.tr

2
0
0
Yorum Yaz