30 09 2007

KADINLAR

Kadınlar sadece evde olur, yemek yapar, çocuk bakarlardı.
Sadece eşinin geliri düşükse kadın çalışırdı ve çalışan kadına acınırdı.
Kadın çalışıyorsa, evine bakamayacağı düşünülürdü.
Zaten kadın bekarken çalışıyorsa bile evlenince evinin kadını olurdu.
90'lı yıllara gelindiğinde kadın sadece evde olmak istemedi. Artık,
çalışmak ekonomik olarak özgürleşmek istiyordu.

Önce üniversite okumaya, sonra çalışmaya başladı. Bu kadınınn
hoşuna gitmişti.
Çalışıyor, istediği gibi harcıyor, geziyordu.
Artık çalışan kadın evli olmak değil bekar olup gününü gün etmek istiyordu.
Yaşasın Özgürlük...

Çalışan kadın artık işkolik olmuştu, çalışıyor ve yükseliyordu.
Zirveye ulaşmıştı. Birçok şirkette önce orta kademe, sonra üst kademe yönetici kadın oldu.
90'ların sonuna gelindiğinde şirketler yalnız ve işkolik 30'lu yaşlarında kadınlarla doluydu.
Bu çalışan kadına yetmedi, çıtayı biraz daha yükseltti.

Artık hem evli ve hemde başarılı çalışan kadın olmalıydı.
Çalışan kadın etrafına bakındı. Başarılı, paralı koca adayları gözden geçirildi.

Adaylardan kel, şişman ve kısa boylu olanlar hemen elendi.
İnce ruhlu, şaraptan anlayan, 14 Şubat'ta müthiş sürprizler
yapabilen, kimsenin bilmediği yerlerde başbaşa tatillere götüren, yaşamayı
seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapışıldı.
Yurt dışından gelinlikler getirtildi. Otellerde muhteşem düğünler yapılıp,
Maldivler'e yada Bali'ye balayına gidildi.

Balayından sonra çalışan kadın hızla iş başı yaptı.
Gündüzleri toplantıdan toplantıya koştururken artık akşam yemeğini de düşünmeye başlamıştı.
Akşam ne yenmeli, nereye gidilmeli, eşinin gömlekleri, pantalonları ütülü mü, kıyafetleri kuru temizlemeciye gitti mi geldi mi, marketten alınacakların listesini çıkar, iş çıkışı git al, eve gel, akşam yemeğini hazırla....

Çalışan kadın artık mutluydu. Üzülünce derdini paylaşan, hastalanınca ona bakan, ağlayınca destek
olacak bir omuza, gözyaşlarını silecek şevkatli ellere sahipti. 15 saat
koşturmak kadına vız geliyordu. Etraf bu şekilde koşuşturan,
ev ile iş arası çift vardıya çalışan kadınla doluydu.

Zaman geçiyordu. Çalışan kadın 35' ine yaklaşıyordu.
Biyolojik saati "be - bek, be - bek" diye uyarı vermeye başladı.
Evet çalışan kadın hemen çığlıklar atmaya başladı "Bebek de yaparım kariyer de " diye...
Çalışan kadınlar hemen sosyetik kadın doğumcuların randevularını doldurdular.
Çalışan kadınlar ajandalarına ve işlerinin temposuna
uygun zamanı seçip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya başladılar.
1-2 ay sonra güzel haberler sırayla gelmeye başladı, çalışan kadınlar hamileydiler.

Çalışan kadın hem hamile, hem güzel olmak istedi.
Hemen diyetisyenlere koşulup, özel hamile diyetleri alındı, bol bol
kivi yenmeye başlandı. Eskisi gibi tatlı, turşu, börek, erik aşerilmiyor.
Karpuz, kivi, mango isteniyordu gecenin bir yarısı eşlerden.
Çalışan kadın çocuğunu eski usul büyütmeyecekti. Hemen onlarca
hamilelik, bebek büyütme kitapları alındı, bir çok internet
sitesine üye olundu. Yoga ve anne-baba kurslarına yazılındı.

Çalışan hamile kadın artık gün gün takip ediyordu bebeğinin gelişimini.
Bugün 43. gün, bebeğim üzüm tanesi gibi... 59. gün, parmakları oluştu. 89. gün, bugün ilk defa hıçkırdı.... 210'uncu günden sonra artık bebeğin matematik zekasının artması için Mozart dinletilecekti.

Sonunda mutlu gün geldi...

Çalışan kadın artık anneydi. 3-4 aylık izinden
sonra çalışan kadın öldürücü diyetlerle zayıflayarak incecik bir şekilde işbaşı yapmıştı.

Artık başarılı bir yönetici, iyi bir eş ve anne olarak 24 saat çalışıyordu.
Bebek büyüdükçe, sosyalleşmesi için çalışan kadın cumartesilerini
çocuğuna ayırdı. Artık tüm anneler topluca etkinliklere katılmaya
başladılar. Yaş günü partileri, tiyatrolar, piyano dersleri, basketbol,
tenis ve yüzme kurslarının biri bitiyor, diğer başlıyordu.

Çalışan kadına bu da yetmedi. Artık hem çalışıyor, hem
iyi bir eş olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapıyordu. Çalışan
kadın çıtayı birkez daha yükseltti.
O artık evinde katkısız, sağlıklı ekmekler, reçeller yapmalı,
organik gıdalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazırlamalı,
çocuğuna ve eşine özel günlerde pastalar yapabilmeli, bu pastaları çok güzel süsleyebilmeliydi.
Bütün çalışan kadınlar yemek yapma kurslarına koşmaya başladılar.

Evlerine ekmek yapma makinaları aldılar.
Toplantı aralarında birbirlerine yemek tarifleri vermeye
başladılar. "Dün nefis bir çavdarlı ekmek yaptım. İstersen tarifini
vereyim" " Bende haftasonu harika bir pasta yaptım. Evdekiler bayıldı.
Bir akşam gelin de size de yapayım"
Bakalım çalışan kadın bundan sonra çıtasını nereye yükseltecek?

Gelelim erkeğe...
Bu süreç içerisinde çalışan erkek ise çıtasını hiç yükseltmedi.
80'lerde, 90'larda ve 2000'lerde hep TV izliyor, bira içiyor ve maça gidiyordu

2
0
0
Yorum Yaz